Mutlu Bir Anın İçinde Bile Neden Bitmesini Düşünürüz?
Sevdiklerinle etrafında toplandığın uzun bir akşam yemeği sofrasını düşün. Kahkahaların birbirine karıştığı, fondaki müziğin tam da o akşama yakıştığı, zamanın biraz daha yavaş aktığı anlardan biri. Bir ara konuşulanlardan kopup etrafına bakıyorsun. Herkes orada. Sevdiğin insanlar, tanıdık sesler, yarım kalmış tabaklar, masanın üzerinde duran bardaklar… Her şey birkaç saniyeliğine tam olması gerektiği gibi geliyor. Ve tam o sırada zihninden küçücük bir düşünce geçiyor: “Birazdan bu akşam bitecek.” Herkes evine dönecek. Masa toplanacak. Işıklar sönecek. Bu birkaç saat, hayatının geri kalanında hatırlayacağın sıradan bir anıya dönüşecek. Oysa henüz hiçbir şey bitmedi. İnsanlar hâlâ konuşuyor. Müzik hâlâ çalıyor. Sen hâlâ o masadasın. Ama zihnin artık orada değil. Sanki birkaç yıl ileri gitmiş ve yaşadığın ana gelecekteki halinin gözlerinden bakmaya başlamışsın. Birkaç saniye önce yalnızca güzel olan şeyin içine şimdi hafif bir hüzün karışıyor. Belki sen de bunu ya...