Kayıtlar

Neden Her Şeyden Çok Çabuk Sıkılıyoruz?

Resim
  Bazen bir şeyi istemek, ona sahip olmaktan daha uzun sürer. Haftalarca araştırdığımız bir eşya birkaç gün sonra evin sıradan bir parçasına dönüşür. Büyük bir hevesle başladığımız uğraş, bir süre sonra köşede bekler. Gitmek için gün saydığımız yerdeyken bile bir sonraki planı düşünmeye başlarız. Sonra kendimize kızarız: “Ben neden hiçbir şeyden uzun süre memnun kalamıyorum?” Başlangıçta duyduğumuz heyecan gerçektir. Sonradan azalması da. Ama bu iki duyguyu yan yana koymakta zorlanırız. Bir şeyi gerçekten sevseydik ondan sıkılmayacağımızı düşünürüz. İsteğimizin değişmesini, yanlış seçim yaptığımızın kanıtı sayarız. Oysa ilk günkü heyecan, bir şeyin hayatımızdaki değerini ölçmek için her zaman iyi bir ölçü değildir. Bu yazıda sözünü ettiğimiz sıkılma, yapacak hiçbir şey bulamadığımız boş bir öğleden sonradan biraz farklı. Daha çok, “Bunu çok istemiştim. Şimdi neden eskisi kadar mutlu etmiyor?” diye sorduğumuz anlarla ilgili. Çünkü bazen elimizdeki şey eksilmez. Ona bakarken hissetti...

Neden Bitmemiş İşler Zihnimizde Bu Kadar Yer Kaplar?

Resim
  Bilgisayarında onlarca sekmenin aynı anda açık olduğunu düşün. Birinde yarım bıraktığın bir yazı, diğerinde cevaplanmayı bekleyen e-postalar, arkada çalan ama artık dinlemediğin bir müzik ve kapatmayı unuttuğun birkaç alışveriş sayfası… Ekranda yalnızca bir sekmeye bakıyor olsan bile diğerleri arka planda çalışmaya devam eder. Bir süre sonra bilgisayar yavaşlar, fanın sesi yükselir ve normalde birkaç saniye sürecek işlemler bile zorlaşmaya başlar. Zihnimizde de buna benzer bir yoğunluk oluşabilir. Ertelenen bir telefon görüşmesi, yarım bırakılan küçük bir iş, henüz veremediğin bir karar ya da nasıl sonuçlandığını anlayamadığın bir konuşma… Gün içinde bunları sürekli düşünmüyor olabilirsin. Hatta bir süreliğine tamamen unuttuğunu bile sanabilirsin. Ama tam dinlenmeye çalışırken, başka bir işe odaklanmışken veya gece uyumak üzereyken yeniden aklına gelirler. Çünkü bazı düşünceler ortadan kaybolmaz. Yalnızca arka plana geçer. Peki bitmemiş şeyler neden zihnimizde tamamlananlardan da...

Mutlu Bir Anın İçinde Bile Neden Bitmesini Düşünürüz?

Resim
  Sevdiklerinle etrafında toplandığın uzun bir akşam yemeği sofrasını düşün. Kahkahaların birbirine karıştığı, fondaki müziğin tam da o akşama yakıştığı, zamanın biraz daha yavaş aktığı anlardan biri. Bir ara konuşulanlardan kopup etrafına bakıyorsun. Herkes orada. Sevdiğin insanlar, tanıdık sesler, yarım kalmış tabaklar, masanın üzerinde duran bardaklar… Her şey birkaç saniyeliğine tam olması gerektiği gibi geliyor. Ve tam o sırada zihninden küçücük bir düşünce geçiyor: “Birazdan bu akşam bitecek.” Herkes evine dönecek. Masa toplanacak. Işıklar sönecek. Bu birkaç saat, hayatının geri kalanında hatırlayacağın sıradan bir anıya dönüşecek. Oysa henüz hiçbir şey bitmedi. İnsanlar hâlâ konuşuyor. Müzik hâlâ çalıyor. Sen hâlâ o masadasın. Ama zihnin artık orada değil. Sanki birkaç yıl ileri gitmiş ve yaşadığın ana gelecekteki halinin gözlerinden bakmaya başlamışsın. Birkaç saniye önce yalnızca güzel olan şeyin içine şimdi hafif bir hüzün karışıyor. Belki sen de bunu yaş...

Geçmişin Güvenli Limanı: Neden Eski Günleri Özlüyoruz?

Resim
  Geçmiş Gerçekten Daha mı Güzeldi, Yoksa Zihnimiz Bize Öyle mi Hatırlatıyor? Bazen hiç beklemediğin bir anda olur. Arabada giderken yıllardır dinlemediğin bir şarkı çalar. İlk birkaç notasını duyduğun anda zihnin seni bulunduğun yerden alıp yıllar öncesine götürür. Bir yaz akşamı gelir aklına. Belki artık görüşmediğin arkadaşların... Belki çocukluğunu geçirdiğin ev... Belki hayatından çoktan çıkmış biri... O an yalnızca yaşananları hatırlamazsın. Sanki o günün havasını, heyecanını, hatta o zamanki kendini de birkaç saniyeliğine yeniden hissedersin. Ve içinden tanıdık bir cümle geçer: “Eskiden her şey daha güzeldi.” Ama gerçekten öyle miydi? O yıllarda da endişelerin vardı. Beklediğin haberler, çözemediğin sorunlar, kırıldığın insanlar, kötü geçen günler... Yine de yıllar sonra geriye baktığında bazı dönemler zihninde yumuşak bir ışık altında durur. Sanki zaman, geçmişin keskin köşelerini törpülemiş gibidir. Belki de bu yüzden geçmişi düşündüğümüzde yalnızca yaşadıklarımızı değil, ...

Neden Değişmekten Korkarız?

Resim
  Konfor Alanından Çıkmak Neden Bu Kadar Zor Hissettiriyor? Telefonunun ekranı açık. Günlerdir yazıp silmekten yorulduğun o mesaj hâlâ karşında duruyor. Belki bir istifa maili... Belki bitmesi gereken bir ilişki... Belki de sadece kendin için atacağın ilk adım... Parmakların "Gönder" tuşuna yaklaşıyor. Ama tam o anda zihninde tek bir cümle beliriyor. "Ya pişman olursam?" "Ya düşündüğüm gibi olmazsa?" "Ya şimdi sahip olduklarımı da kaybedersem?" Ve sonra hiçbir şey değişmiyor. Hayat kaldığı yerden devam ediyor. İnsan çoğu zaman bunun cesaretsizlik olduğunu düşünüyor. Kendini yeterince güçlü olmadığı için suçluyor. Oysa psikoloji bize bambaşka bir şey söylüyor. Belki de mesele cesaret eksikliği değil. Belki de beynimiz, bizi korumaya çalışırken değişimin önüne sessizce bir duvar örüyor. Değişimden Değil, Belirsizlikten Korkarız İnsan beyni ilginç bir organ. Sürekli geleceği tahmin etmeye çalışır. Sabah evden çıkarken hangi yolu kul...